Geçen günlerde Antalya Şoförler Odası seçimleri üzerine bir yazı kaleme almıştım. Hakkında eleştirel onlarca haber ve köşe yazısı yazdığım Antalya Şoförler Odası eski başkanı ve adayı Niyazi Özçelik, yazımdan sonra beni aradı.
Doğrusu telefonu görünce içimden “Tamam, şimdi kavga edeceğiz” diye geçirdim. Ama öyle olmadı. Hal hatır sorduk, gündemi konuştuk. Sonra konu döndü dolaştı yazıya geldi.
Ben “hadi şimdi eleştiriden dolayı çıkışacak” diye beklerken, tam tersine teşekkür etti. İşte o an şaşırdım… Çünkü yazımda Özçelik için şunları yazmıştım:
“Gelelim ‘olmazsa olmaz’ isim Niyazi Özçelik’e… Özçelik tam bir ‘Turist Ömer’ misali. Her dönem adı geçiyor ama ortada sahici bir çalışma görmek zor. Bir gün Karadeniz’de, ertesi gün Doğu’da; Ankara’da, Edirne’de… Adeta ‘her yerde var, sahada yok’ bir görüntü. Özçelik’in tavırları sanki bu kez aday olmayacak gibi ama adı her daim kulislerde gezmeye devam ediyor.”
Bu sözlerimin ardından bana teşekkür etmesi doğal olarak merakımı uyandırdı. Dayanamadım, “Neden teşekkür ediyorsun? Ben seni eleştirdim” dedim.
Özçelik’in cevabı oldukça netti:
“Eleştirilerin sana göre doğru olabilir. Evet, geziyorum, aileme zaman ayırıyorum. Ama aynı zamanda seçimlere hazırlanıyorum. Bu dönem adayım. İyi ki geçen dönemi kazanmamışım. Çünkü esnaf korsan taşımacılara teslim edildi. Yandex ve benzeri uygulamalar yüzünden korsan taksi her köşe başında. Kamera sistemi ortada, taksimetre ayar ücretleri ortada… Daha da önemlisi Kordans karşı açılan dava benden başka kimse tarafından takip edilmiyor; kimsenin umurunda değil ama ben taksici esnafının haklarını korumak için mücadele ediyorum. Şimdi sana bunun belgesini göndereceğim.”
(Belgeyi gönderdi.)
“Ama ben ders çıkardım. Bu kez ekibimi sağlam kuruyorum. Her gün toplantılar yapıyorum. Bu seçimi ben değil, esnaf kazanacak.” dedi.
Velhasıl kelam… ..
Telefonu kapattığımda düşündüm… Demek ki eleştiri bazen yıkmak değil, yeniden inşa etmek için de bir fırsat olabiliyormuş!