Vehbi Kaya

Tarih: 11.02.2026 12:41

MHP nereye koşuyor?

Facebook Twitter Linked-in

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçen hafta TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada sarf ettiği şu cümle, bir Türk milliyetçisi olarak içimde derin bir kırılma yarattı:

“Öcalan umuda, Ahmet’ler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.”

Gazi bir subayın amcası , ülkü ocaklarında yetişmiş, Başbuğ Alparslan Türkeş’in izinde yürümüş biri olarak bu sözler boğazıma düğümlendi, ciğerime oturdu.

Ben MHP ile yollarımı 2014 genel seçimlerinden sonra ayırdım.
Türk milliyetçiliğini merkeze alan bir siyasi duruşu temsil ettiğine inandığım bu partinin, ne yazık ki 1997 sonrasında istikrarlı biçimde bu çizgiden uzaklaştığını düşünüyorum.

Çok geriye gitmeye gerek yok.

Sinan Ateş’in katledilmesi…

Bütün bunlar, bir Türk milliyetçisi olarak derin bir hicap duymama neden oldu.

Şunu özellikle vurgulamak isterim:
Benim meselem, MHP’nin kurumsal kimliğiyle hiçbir zaman olmadı.
Bugüne kadar da olmadı.

Ancak son dönemde yeniden gündeme gelen “açılım” benzeri süreçler ve bu süreçte MHP Genel Merkezi ile Devlet Bahçeli’nin takındığı tutum, artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaştı.

50 bin insanımızın kanı elinde olan,
on binlerce askerimizi, polisimizi, sağlıkçımızı, öğretmenimizi şehit ettiren
terör örgütü PKK’nın elebaşı için “önder” ifadesinin kullanılması,
ülkücüleri, Türk milliyetçilerini ve Türkeşçileri derinden yaraladı; hatta kahretti.

Bu, yalnızca bir kelime meselesi değildir.
Bu, hafızaya, şehitlere ve vicdana dair bir meseledir.

Peki sonuç ne oldu?

MHP, sessiz ama gözle görülür bir şekilde erime sürecine girdi.
Ve Türk milliyetçileri tarafından terk edilmeye başlandı.

Bu terk ediş gürültülü değil.
Ne bağırarak oluyor ne pankart açarak.
Sandıkta, sokakta ve gündelik hayatta yaşanan sessiz bir kopuş bu.

Bugün gelinen noktada, yapılacak ilk genel seçimde MHP’nin barajı geçip geçemeyeceği dahi ciddi biçimde tartışmalıdır.

Çünkü bir siyasi parti, tabanının vicdanıyla bağını kopardığında;
devlet aklıyla, parti aklı birbirine karıştığında;
ideoloji yerini konjonktüre bıraktığında
geriye sadece tabela kalır.

Ve tabelalar, oy vermez.

MHP’nin önünde hâlâ bir yol ayrımı var mı, bilmiyorum.

Ama şunu biliyorum:

Türk milliyetçiliği bir makam siyaseti değil,
bir onur ve hafıza davasıdır.

O dava zedelenirse, parti kalır;
ama ruh gider.

Velhasıl kelam..

Dava arkadaşlarım ve okurlarım, Benim için mesele artık siyaset değildir.

Bu bir onur meselesidir.

Türk milliyetçiliği;
katilin adını yumuşatarak,
ihaneti kelime oyunlarıyla gizleyerek savunulamaz.

Bu çizgi benim çizgim değildir.
Ve bu çizgi, Başbuğ Alparslan Türkeş’in de çizgisi değildir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —