Amerika ve Siyonist katil İsrail devletinin İran, Filistin, Lübnan’da soykırım yapmasını sıradan bir olay değiş bu nedenle Emperyalizme karşı İran direnişinin yanında olmalıyız.
Şöyle ki;
Düşünsenize; siz evinizin içinde aile arasında tartışıyorsunuz, sokaktan geçen bir manyak gelip tartışmaya müdahil oluyor…
Böyle bir şey olur mu?
Kabul eder misiniz?
Dünyayı yönetmeye talip iki sapık da tam olarak bunu yapıyor. Biri çocuklara musallat olmuş, diğeri ise koltuğunu korumak için çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden kan döken bir anlayış…
Şöyle ki:
Ramazan ayında, İsrail-ABD iş birliğiyle Müslüman kanı yine oluk oluk aktı. Benjamin Netanyahu ve Donald Trump gibi isimlerin başını çektiği bu politik anlayış, bugün İran’da da kan dökmeye devam ediyor.
Şunu baştan açıkça ifade edeyim: Ben İran’cı değilim. İran’ın dine bakışı bana uygun değil. İran’daki molla yönetiminin, özellikle Türklere yönelik yaklaşımını ve baskılarını her zaman eleştirdim, bugün de aynı noktadayım.
Ama…
ABD ve İsrail’in binlerce kilometre öteden gelip sivilleri hedef almasına, dünya sessiz kalıyorsa buna itirazım var. İran’da bir rejim değişikliği olacaksa, bunu ancak İran halkı yapar. Dışarıdan hiçbir gücün böyle bir müdahalede bulunmaya hakkı yoktur. Hele ki Amerika’nın hiç yoktur.
Bugün gelinen noktada tablo çok ağırdır. ABD-İsrail saldırılarında 160 kız çocuğu katledildi. Bu sadece bir savaşın sonucu değil; birçok kesime göre açık bir insanlık suçu, hatta soykırımdır.
Bugün “özgürlük” söylemiyle yapılan müdahalelerin gerçekte ne getirdiğini hepimiz biliyoruz. Irak, Suriye, Afganistan ve Libya bunun en açık örnekleridir. Bu ülkelerde akan kanın ve yaşanan yıkımın sorumluluğu ortadadır.
Dikkat edilirse, bu müdahalelerin hedefinde hep Müslüman ülkeler vardır. Irak ve Suriye, ABD müdahalesine direnemedi; hatta bazı kesimler bu müdahaleyi destekledi. Sonuç ise yıkım oldu.
Ancak İran aynı yolu seçmedi. İran halkı, yönetimine yönelik itirazlarına rağmen ülkesini dış müdahaleye teslim etmedi. “Bu bizim iç meselemiz” diyerek ABD’ye karşı net bir duruş sergiledi.
İran devleti de bu noktada geri adım atmadı; emperyalist baskılara boyun eğmedi.
Bugün dünya gözlerini kapamış durumda. ABD ve İsrail, Ortadoğu’da adeta bir yıkım politikası yürütürken, uluslararası kamuoyu sessizliğe gömülüyor. Gazze’de kadınların, çocukların, hastanelerin hedef alındığı bir ortamda bile bu sessizlik sürüyor.
Aynı tablo bugün İran için de geçerli. ABD-İsrail ikilisi, İran’ın iç işlerine müdahale etmeyi, suikastlarla üst düzey isimleri hedef almayı kendinde hak görüyor. İnsan hakları söylemi ise çoğu zaman bir maskeden ibaret kalıyor.
Elbette İran yönetimi eleştirilecek yönler taşır. Kadın hakları ve özgürlükler konusunda ciddi sorunlar vardır. Ancak bir ülkenin yönetimini değiştirmek o ülkenin halkına aittir. Dışarıdan bombalarla, silahlarla rejim değiştirmeye çalışmak insanlık adına kabul edilemez.
İran, binlerce yıllık tarihi, kültürü ve direniş geleneğiyle ayakta duran bir ülkedir. Bugün de bu tarihsel refleksiyle boyun eğmemektedir.
İnsanlık, ABD-İsrail’in soykırımına ve işgaline karşı İran’a destek vermek zorundadır.
Velhasıl kelam…
Bugün bayram… ama saldırılar ve katliam devam ediyor. Yüreğinde azıcık insanlık duygusu taşıyan herkes, ABD-İsrail’in soykırımına ve işgaline karşı durmalıdır.
Türkler her zaman mazlumun yanında durmuştur.
Türk için güçlünün arkasında saf tutmak ise utançtır.
Bugün sessiz kalan dünya, yarın bu sessizliğin bedelini ödeyecektir.
Kahrolsun emperyalizm.
Kahrolsun İsrail.
Kahrolsun Amerika’nın sömürgeci emperyalizmi.