Şöyle ki;
Keçiören Belediye Başkanı’nın CHP’den istifası sonrası ortaya çıkan tablo, bir belediye başkanının ayrılışından çok daha fazlasını anlatıyor.
Asıl mesele istifa değil; istifanın ardından kullanılan dil.
“Zaten ülkücüymüş.”
“Milliyetçiymiş.”
“Bizden değilmiş.”
Bu cümleler bir siyasi refleks değil; bir zihinsel daralmadır.
Türkiye’de seçmen artık tek renk değil. İnsanlar bir partiye oy verirken kimliklerini askıya almıyor. Milliyetçi bir seçmen CHP’ye oy verdi diye milliyetçiliğinden vazgeçmez. Muhafazakâr bir seçmen destek verdi diye seküler olmaz. Kimse bir partiye oy vererek yeniden doğmuyor.
CHP’ye son yıllarda yönelen milliyetçi ve muhafazakâr seçmen, “CHP’li olmak” için değil; mevcut siyasi düzenden rahatsız olduğu için oy verdi. Bu çok net bir gerçektir. Bu oy ideolojik teslimiyet değil; stratejik tercihtir.
Bugün yapılması gereken, bu gerçeği anlamaktır.
Bir belediye başkanının istifasını “Zaten milliyetçiydi” diyerek açıklamaya çalışmak, siyaseten tembelliğin en kolay yoludur. Bu dil, CHP’ye oy veren ama partiye angaje olmayan seçmeni küçümsemektir. Dahası, dışlamaktır.
CHP’li dostlara şunu da sormak gerekir:
CHP gerçekten milliyetçi seçmeni kazanmak mı istiyor, yoksa sadece seçim günü sandığa gelsin yeter mi diyor?
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek etrafında farklı siyasi geçmişlerden gelen isimler oldu. Kimi kendini açıkça milliyetçi-muhafazakâr olarak tanımladı. Bu insanlar CHP rozeti takarak ideolojik dönüşüm yaşamadı; bir yönetim anlayışına destek verdi.
Başkan Böcek tutuklandı. En “sosyal demokrat” denilen bazı isimler itirafçı oldu, iftiracı oldu. Bunların içinden bir tane Türk milliyetçisi var mı? Varsa söyleyin; buradan özür dileyeyim. Çünkü Türk milliyetçileri, yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişmez.
Daha somut bir örnek:
Eski Elmalı Ülkü Ocakları ve MHP İlçe Başkanlığı yapmış, ardından İYİ Parti İl Başkanlığı görevinde bulunmuş ve bugün Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki EKDAĞ’da başarılı bir yönetim sergileyen Ahmet Aydın…
CHP’li dostlara açık açık soruyorum:
Ahmet Aydın, geçmişi milliyetçi diye CHP’yi mi sattı?
Yönettiği EKDAĞ gibi devasa bir belediye iştirakini birilerine mi peşkeş çekti?
Muhittin Böcek’i yarı yolda mı bıraktı?
Sadece Aydın değil; bu örnekleri çoğaltabiliriz.
CHP’ye destek veren Türk milliyetçileri, zor dönemlerde, siyasi baskılar ve algı operasyonları varken saf mı değiştirdiler? Hayır. Tam tersine, görev aldıkları yerde sorumluluklarını yerine getirdiler. Kurumsal başarıya odaklandılar. Siyasi geçmişlerini bir hesaplaşma aracına dönüştürmediler.
Antalya’da geçmişi MHP’de, Ülkü Ocakları’nda ya da merkez sağ siyasette olan; bugün CHP’li bir belediye yönetimiyle birlikte çalışan, destek veren, omuz veren çok sayıda isim var. Hiçbiri “kimlik krizi” yaşamadı. Hiçbiri kendini inkâr etmedi. Hiçbiri de ilk rüzgârda gemiyi terk etmedi.
O halde mesele milliyetçilik değil.
Mesele; sadakat, liyakat, siyasi ahlak ve duruş.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin resmi ideolojisinde “Atatürk milliyetçiliği” vardır. Bu parti milliyetçilik kavramına yabancı değildir. Yabancı olan şey, bazı çevrelerin milliyetçiliği otomatik olarak “öteki” sayma alışkanlığıdır.
Ve gelelim istifa eden belediye başkanına…
Keçiören Belediye Başkanı’nın istifa sonrası kullandığı söylemler de masum değildir. Eğer istifa ilkesel bir duruşsa, dili sakin olur, gerekçesi net olur. Ancak istifayı kimlik üzerinden meşrulaştırmak, “ben aslında buraya ait değildim” iması yapmak; siyaseten yeni bir kapı aralama çabası gibi görünür.
Sevgili dostlar ve siyasetçiler, seçmen şunu sorar:
Madem kimlik bu kadar belirleyiciydi, aday olurken neredeydi?
Madem ideolojik uyumsuzluk vardı, seçim sürecinde neden konuşulmadı?
Siyasette istifa haktır.
Ama istifanın gerekçesi kadar üslubu da sorgulanır.
Velhasıl kelam…..
CHP içinde dışlayıcı bir dil zarar verir.
Kimlik üzerinden ayrışan bir istifa da zarar verir.
Çünkü siyaset kimlik yarıştırma değil; güven üretme işidir.
CHP'li yöneticilere diyeceğim son söz şudur; unutmayın,
Seçmen kendini “emanetçi” hissederse kalır.
“Kullanılmış” hissederse gider.
Bugün asıl tartışmamız gereken budur.