Şöyle ki;
Cumhuriyet Halk Partisi, bugünlerde sanki tek gündemi Ekrem İmamoğlu’nun durumuymuş gibi davranıyor. İmamoğlu ile yatıyor, İmamoğlu ile kalkıyor. Tamam, anladık; görevden alınması, cezaevine konulması tartışmalı bir konu. Kimine göre haksız yere, kimine göre haklı olarak gerçekleşmiş bir süreç. Ben, iddiaların pek inandırıcı olmadığını düşünenlerdenim.
Ama asıl mesele şu: CHP, 90’a yakın miting yaptı. Peki mitinglerde ne konuşuldu? Çoğu kez çerçeve İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı ve tutukluluğu üzerine kuruldu. Oysa Türkiye’de gündem çok daha geniş. Birçok belediye başkanı tutuklu olabilir; ama CHP’nin konuşması gereken meseleler bunlardan çok daha fazla.
Parti, AKP’nin peşinden gitmekten vazgeçmeli. Kendi gündemini belirlemeli, ekonomiyi, emekliyi, köylüyü konuşmalı. İç ve dış politikayı, yargıyı, hukuku tartışmalı. Çünkü ülkede hayat çetinleşmiş: Çiftçi perişan, köylü perişan, vatandaş temel gıdaya ulaşmakta zorlanıyor, fakir ile zengin arasındaki fark uçuruma dönüşmüş durumda.
Peki, neden son dönemdeki meseleler CHP gündemine giremiyor? Neden:
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek gündeme alınamıyor?
Sokaklardaki yeni nesil suç çeteleri ve onları kullanan mafya yapıları konuşulmuyor?
Artan kadın cinayetleri gündeme gelmiyor?
Yükselen ev kiraları, barınma sorunları, giyim ve açlık gibi temel insani meseleler tartışılmıyor?
Partinin öz eleştirilerine yeteri kadar tepki gösterilemiyor?
Tüm bunlar yaşanırken CHP Genel Merkezi, AKP’nin attığı iddialara cevap yetiştirmeye çalışıyor. Sürekli savunmada kalıyor; atağa geçemiyor. Oysa doğru bir stratejiyle bu durum, CHP lehine çevrilebilirdi. Seçmenin bakışı, aslında CHP’nin lehine olabilir; yeter ki parti kendi gündemini belirlesin ve toplumsal sorunlara odaklansın.
Savunmadan çıkıp atağa geçmek, artık bir tercih değil; bir zorunluluk.