Şöyle ki;
AK Parti’nin Antalya İl Danışma Meclisi toplantısı, yine tanıdık bir tabloya sahne oldu.
CHP’li Antalya Büyükşehir Belediyesi sert sözlerle hedef alındı. “Hizmet yok”, “skandal var”, “yolsuzluk iddiaları var” denildi. Salon bu eleştirilerle doldu taştı.
Ama daha toplantı başlamadan, AK Parti içindeki kırılgan dengeleri gösteren dikkat çekici bir tablo vardı. Kepez Belediye eski Başkanı ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adaylarından Hakan Tütüncü’nün istişare toplantısına davet edilmemesi, partideki vefasızlık tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Bu tercih, AKP içindeki kıyasıya rekabeti ve derin çekişmeyi bir kez daha gözler önüne serdi.
Dönelim asıl konumuza…
Toplantıda CHP’li belediyeler hedef tahtasına konulurken, bazı başlıklar özenle pas geçildi.
Türkiye’nin içinden geçtiği ağır ekonomik kriz, emeklilerin her ay biraz daha eriyen maaşları, Nusaybin’de Türk bayrağının indirilmesi gibi toplumda derin iz bırakan olaylar… Bu konularda güçlü, kamuoyunda yankı uyandıracak tek bir cümle bile duyulmadı.
Gündem belliydi:
Varsa yoksa CHP’li belediyeler.
Oysa Antalya’da siyasetle ilgilenen herkesin bildiği, yıllardır konuşulan dosyalar var. Hafriyat yolsuzluğu iddiaları, Boğaçayı Projesi’nde ortaya çıkan kamu zararları, Konyaaltı Sahili’nin işletme sözleşmesi…
Ne tesadüf ki, bu başlıkların hiçbiri toplantı salonunun gündemine uğramadı.
Boğaçayı’nda bilim insanlarının tüm uyarılarına rağmen sürdürülen çalışmalar hâlâ hafızalarda. Doğaya verilen tahribat, Sayıştay raporlarına yansıyan kamu zararları iddiaları ortadayken, “Antalya eskiden hizmetle anılırdı” söylemi ister istemez havada kalıyor.
Çünkü hafıza, bu kadar kısa olmamalı.
Aynı durum hafriyat meselesi için de geçerli. Belediyeye ait hafriyat alanlarının hangi firmalara, hangi şartlarla kullandırıldığı sorusu yıllardır cevap bekliyor. Bu sorular sorulmadıkça, yapılan “yolsuzluk” eleştirileri eksik ve tek taraflı kalıyor.
Ama asıl dikkat çekici sessizlik Konyaaltı Sahili konusunda yaşanıyor.
Antalya’nın en değerli kamusal alanlarından biri olan Konyaaltı Sahili, AKP’li Büyükşehir Belediyesi döneminde yapılan bir sözleşmeyle 27 yıllığına Alkoçlar Grubu’na devredildi. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre kira bedeli sınırlı, yatırım yükümlülükleri ise uzun yıllara yayılmış durumda.
Burada sorulması gereken soru son derece basit:
Antalya’nın en kıymetli sahili neden bu kadar uzun süreyle ve bu koşullarla özel bir işletmeye bırakıldı?
27 yıl gibi olağanüstü uzun bir işletme süresi, belediye kasasına sınırlı gelir, kamusal alan niteliği taşıyan bir sahilin ticari işletme anlayışına terk edilmesi… Üstelik bakım, temizlik ve altyapı gibi bazı giderlerin uzun süre belediye tarafından karşılandığı iddiaları da hâlâ tartışılıyor.
Bütün bu dosyalar ortadayken, AKP toplantısında CHP’ye yöneltilen “yolsuzluk” suçlamaları ister istemez şu soruyu akla getiriyor:
Kendi dönemindeki tartışmalı imtiyazlar neden konuşulmuyor?
Eleştiri siyasetin doğasında vardır, buna kimse itiraz etmez.
Ama eleştiri, geçmişle yüzleşmeden yapıldığında inandırıcılığını kaybeder.
Antalya’da sorun bilgi eksikliği değil.
Sorun, hafızanın seçici kullanılmasıdır.
Boğaçayı, hafriyat ve Konyaaltı dosyaları ortadayken, tek taraflı “hizmet” anlatıları Antalya kamuoyunu ikna etmeye yetmiyor.