Hayat garip be dostlar…
Dün bir yanda gördüğün adam bugün başka köşede. Dün yan yana duranlar bugün birbirine yan gözle bakıyor. Net bir duruş yok, sağlam bir taraf yok. Herkes cebini, koltuğunu, çıkarını düşünüyor.
“Vatan, millet, Sakarya” diyoruz ya hani… O da işimize gelirse. Gelmezse bırak lafını etmeyi, hatırlayan bile yok. Koca 85 milyon, dümensiz bir gemi misali yalpalaya yalpalaya oradan oraya savruluyoruz.
Belediye başkanları, bürokratlar, meclis üyeleri, iş insanları tutuklanıyor. Bir taraf göbeğini kaşıya kaşıya alkış tutuyor, öteki “aman bana dokunmasın” diye köşesine siniyor. Bir başka taraf ise tirbuşon gibi dön babam dönüyor.
Haklı kendini anlatamazken, haksız daha yüksek sesle sahipleniliyor.
Korku sadece dağları değil, şehirleri de kaplamış. Yanındakiyle bile konuşmaya korkar olmuş. Mafya denilen yapılar sokakları kan gölüne çevirmiş. Trafikte yol verme kavgalarında silahlar ateşleniyor. Ev sahibi-kiracı kavgalarında kan dökülüyor. Baba evladına, evlat babasına güvenmiyor. Toplum olarak adeta cinnet geçiriyoruz. Bir taraf azınlık olarak çok mutlu, çoğunluk ise ekonomik girdaba girmiş durumda; çabaladıkça batıyoruz.
Siyasetçi ayrı telden, işadamı ayrı. İşçi bir şey diyor, memur başka. Ortada ne birlik var, ne dirlik. Herkes kendi hesabında, kendi çıkarının peşinde.
Toplum olarak tirbuşon misali dön babam dön… Yukarı çeken yok, aşağı bastıran yok. Döndükçe dönüyoruz. Savruluyoruz be dostlar, savruluyoruz.
Velhasıl kelam…
Bu kısır döngüden, bu tirbuşonun girdabından çıkmak istiyorsak tek çare, beraber hareket etmek. Yoksa daha çok döner, kendi kafamızda boğuluruz.