Ramazan geldi…
On bir ayın sultanı yine kalplerimizi yokladı, sofralarımızı bereketlendirdi, vicdanlarımızı tarttı.
Belediyeler, vakıflar, dernekler, meslek odaları gıda kolileri dağıtıyor. İhtiyaç sahiplerine ulaşmaya çalışan herkesin emeğine sözümüz yok. Allah rızası için yapılan her hayra ancak “Allah kabul etsin” denir.
Fakat son yıllarda Ramazan’la birlikte büyüyen başka bir manzara var.
İftar organizasyonları…
Dev çadırlar.
Uzun protokol masaları.
Kürsü konuşmaları.
Basın bültenleri.
Sosyal medya paylaşımları.
İftar sofraları sanki birer vitrine dönüşüyor.
Oysa Ramazan’ın ruhu vitrin değildir.
Mahremiyettir.
Sessizliktir.
İçtenliktir.
Paylaşmak vardır; ama göstererek değil, hissettirerek.
Şimdi biraz daha açık konuşalım.
Başta Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ve Antalya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği olmak üzere pek çok meslek örgütünün, hatta bazı siyasi partilerin verdiği iftarlara bakın. Davet listeleri çoğu zaman benzer isimlerle doludur.
Sen, ben, bizim oğlan…
Aynı çevreler, aynı protokol, aynı fotoğraf kareleri.
Gerçek ihtiyaç sahibi nerede?
Ramazan; sosyal statünün değil, eşitliğin ayıdır.
Ama kimi sofralarda eşitlik yerine mesafe var.
Davetiyeler var.
Liste kontrolleri var.
Bariyerler var.
Bunlar Ramazan’ın ruhuyla ne kadar örtüşüyor?
Elbette bir araya gelmek, dayanışma mesajı vermek kıymetlidir. Toplumun farklı kesimlerini aynı sofrada buluşturmak da değerlidir. Ancak adı “yardım” ise, ölçüsü de buna göre olmalıdır.
Yardım; eşe dosta verilen davetle değil, gerçekten ihtiyacı olana uzanan elle anlam kazanır.
Mahalle aralarında kurulan mütevazı iftar sofralarına bakın. Çocuklar aynı masada, komşular yan yana… Gelir seviyesi düşük ailelerin o sofralarda daha rahat yer bulduğunu görürsünüz. O tablo Ramazan’a daha yakındır.
Ama asıl soru hâlâ ortada duruyor:
Bir tek yoksul aile çıkıp,
“Bu büyük organizasyon sayesinde evimiz rahatladı” diyebiliyor mu?
Yoksa gerçek destek; kamerasız, mikrofonsuz, sessizce kapıya bırakılan bir erzak kolisinde mi gizli?
Ramazan gösteriş ayı değildir.
Tevazu ayıdır.
Reklam ayı değildir.
Rıza ayıdır.
Kalabalık sofralar kurmak kolaydır.
Zor olan, o sofraya gerçekten ihtiyacı olanı oturtmaktır.
Yardımın değeri alkışla değil, duayla ölçülür.
Ve unutmayalım…
Sağ elin verdiğini sol el görmüyorsa, işte o zaman Ramazan gerçekten yaşanıyordur.
