Bu şehir başka…
Her sayıda hep şikayet ediyoruz ama birazda iyi yanlarını anlatmakta
yarar var.
Geçen gece Antalya sokaklarında yürüyüş yaptım. Işıl ışıl, tertemiz bir yürüyüş oldu. Geç olmasına rağmen sokaklar kalabalıktı. Yabancı turistlerin sayısı yerlilere nazaran daha azdı. Özellikle kışın kendisini iyice hissettirdiği bu günlerde Antalya’da biz hala baharı yaşıyoruz. Seviyorum bu şehiri. Kirli siyaseti, düzelmek bilmeyen yeraltı sistemi ve göz göre gore kaosa sürüklenen trafiğine rağmen seviyorum bu şehri.
Hayır hayır. Bugün olumsuz şeylerden bahsetmiycem.
Beni bilen bilir. Öğle yemeklerinden sonra mutlaka kahvemi dışarıda içerim. Yine öyle bir günde çok sevdiğim arkadaşım Erdem Bilensir’i aradım. Uzun zaman olmuştu görüşmeyeli. Sağolsun beni kırmadı geldi.
Bir hayli zamandır İstanbul’daymış ‘Games Of Dragon’ adlı kürek yarışı için gelmiş Antalya’ya. Şaka maka Games Of Dragon’da koca koca şirketlere kürek çektiriyor. Nasıl yapıyorsun bunu diye sorunca; “Allah çektirmesin” dedi. Çok güldüm bu sözüne. Uzun uzun konuştuktan sonra düşündümde bu kadar genç, hiç maddi destek almadan, hiçbir siyasi partiye üyeliği olmadan biryerelere gelmiş, şirketler kurmuş ve Türkiye’nin en büyük şirketlerini biraraya getirmiş. Antalya’dan çıkıp çoğu insanın başaramadığını başarmış, İstanbul’un en gözde semti Nişantaşı’da merkez ofisi açmış. Gurur duydum kardeşimle. Projeleri, duruşu ve yaptıkları ve yapacakları bana Acun Ilıacalı’yı hatırlattı. Tıpkı onun gibiydi. ‘Acun’a benziyosun sen’ deyince de yüzü kızardı. O kadar mütevazi yani. Umarım daha iyi yerlerde görürüm seni Erdem kardeşim.
Önümüzdeki hafta yeni bir yazı dizisiyle karşınızda olacağım. Türkiye ve tabiki Anltaya gündemini sizlere aktaracağım. Her geçen gün büyüyen Türkiye’nin büyüyen şehri Antalya’nın ve tabiki büyüyen gazetesi Gazete Akdeniz’in siz değerli okurlarıyla birarada olabilmek için yeni projelerimiz var, bunlarıda sizzler le paylaşacağım. İlk günün heyecanıyla yedi senedir yaptığım gibi.
Sağlıcakla kalın…
